Ebru sanatı; hem sabrı hem sevgiyi bir arada hissedebileceğiniz, bir kez denediniz mi verdiği huzur ile aklınızdan çıkaramayacağınız büyüleyici bir sanat dalı. Ne zaman, nasıl ve nerede ortaya çıktığı hakkında pek fazla bilgi olmamasına rağmen; çok eski tarihli kitapların iç kapağında ebrunun kullandığı örneklere rastlanmış. Avrupa’da ise ebru hakkındaki yayınlardan bir tanesinde Türkistan’da ortaya çıktığından; İsviçre’de yayınlanan bir dergide de 15. yüzyılda ebru kağıdının Topkapı Sarayı Müzesi’nde görüldüğünden bahsediliyor.
Pek çok farklı çeşidi olan ebru sanatı, önceleri hat ve cilt sanatını destekleyici bir sanat olarak kullanılmış olsa da; çiçekli ebru ile birlikte yalnız başına çerçevelenip kullanılmaya başlanmış. Çiçekli ebrunun ortaya çıkardığı renkli ve rahatlatıcı görüntü de eserlerin, bulunduğu ortamı güzelleştirici bir etkisinin olmasını sağlamış senelerce. Ayrıca, güzelliğiyle cezbetmesinin yanı sıra tasavvufi yanıyla da incelendiği durumlardan bahsetmek mümkün. Çünkü suyun kıvamından tutun havanın sıcaklığına kadar pek çok etkinin göz önünde bulundurulduğu bu nadide sanat dalında; her ebru eşsiz, tek ve tekrar edilemez!
Öyle ki, zaman zaman renklerin suya verdiği şekillere müdahale bile edemediğimiz anlar oluyor; istedikleri gibi yüzüyorlar suyun üzerinde, istedikleri gibi şekillenip bakmaya doyamayacağımız formlar oluşturuyorlar. Suyun ve renklerin beraber oluşturdukları bu biçimler, her yerde rastlayamayacağınız cinsten. Hatta, her ebru tablosu bizi farklı diyarlara götüren ayrı çekiciliklere sahip. Özellikle çiçekli ebruda, çiçeklerin saplarından rengarenk tomurcuklarına kadar her kıvrımları birer sanat harikası! Hiç deneme fırsatınız olur mu bilmiyoruz ama gün gelir de ebru ile tanışırsanız; hayatınıza bir parça daha huzur, bir nebze daha mutluluk getireceğinden emin olabilirsiniz

