Siz ne derseniz deyin, ne düşünürseniz düşünün, büyük bir aşkın başlangıcı, bir buket çiçeğe dayanır, neden mi?
Diyelim ki siz, büyük aşkların “ilk bakışta” başladığını savunuyorsunuz, peki, bakıştınız, bir süre daha bakıştınız, sonra yanına gittiniz, konuşmaya başladınız. Tekrar görüşmeye karar verdiniz, yani ilk buluşma. Bu ilk buluşmaya bir buket gül olmadan mı gideceksiniz? Elbette hayır! Ne olacak bu durumda? Büyük aşkınızın ilk tohumlarının atılacağı o ilk gün, o büyük buluşma, bir buket gülle anlam kazanacak, yani büyük aşkınız bir buket gül ile başlayacak :)
Bir diğer alternatif, büyük aşkların “kavgayla” başladığını savunuyorsunuz, öncelikle kavgayı gürültüyü bir kenara bırakın. Savaşmak yerine birbirinizi sevmeyi deneyin. Her neyse, toplumsal mesajlar vermeyeceğiz, diyelim ki böyle başlar büyük aşklar diyorsunuz. Peki ettiğiniz kavganın ardından kalbini nasıl alacaksınız karşınızdakinin? Bir buket kır çiçeği olmaz mı, yakışmaz mı elinize? Eritmez mi buzları, güldürmez mi yüzleri? O buket sahibiyle buluşunca kalpler hızlı hızlı atmaz mı, büyük bir aşk başlamaz mı? Olamaz mı, olabilir.
Tezlerinizi çürüttüğümüze göre acele edin, en azından deneyin. Büyük bir aşk başlatıp başlatmayacağını kendi gözlerinizle görün. İyi şanslar













